Salı, Nisan 11, 2017

otuz dediler..




yollar çatallanıyor.. sen bir zeytine, bir peynire dalış yaparken ekmek tükeniyor.. kalan son dilimle tahin-pekmeze dalış yapıyorsun ama yetmiyor.. son yudum çayını alıp, sofradan uzaklaşıyorsun..

harala-gürele doluşuyorsun insan debisinin buharlandığı otobüslere.. dolmuşlara.. uyku nöbetleriyle varıyorsun işine-gücüne.. dünden bir farkın yok.. insanlar; öküz.. insanlar; beyni erimiş.. insanlar; insanımsılar.. 

acı gülüşlerin donuyor lebinin sağ boşluğunda.. kafa yoramıyorsun.. uçmuş bütün dimağında dönen mantığın.. her şey düz.. amaaan sende deyip koşarak uzaklaşıyorsun bütün meramlardan.. bütün vücudun ağır bir yorgunluk halinde.. galiba erken yaşlanıyoruz.. 

evet otuz dediler bana.. yorgun/aksak ilerliyoruz.. ya da ilerlediğimizi zannediyoruz.. halbuse değişen bir halt yok.. aynı b.kun laciverti her şey.. ne diye kendimizi olduğumuzdan fazla gösteriyoruz ki! ne demeye! neysen o kişisin.. 

evet otuz.. orta yaş sınıfına adımlar hızlanıyor.. ama içimde bir yerlerde ben hep 8 yaşımdayım.. cedric'e inat!.. ezan vakti karnım acıkacak.. annem eve çağıracak.. ve ben inatla "bir el daha oynayayım geliyorum aaannneeee!" diye bangırdanacağım.. 

bu kadar karamsar bir nesil değildik biz.. ama gözümüzün içine abuk sabuk sokulan reaktif yozluklar bizi duman ediyor.. beynimiz süzgeçleşiyor.. süzgeç o kadar delik deşik ki içinde pek de bir şey kalmıyor.. mantık durdu artık.. ama içimizde ki çocuk yaşadığı sürece umudumuz devam edecek.. 

bir gün o deniz kenarında, sessiz bir kulübede rakı faslımızı yapacağız.. feryat figan basacağız küfürleri.. sahilden çarpıp yüzümüze geri dönecek.. ürperip donacak gülüşlerimiz.. yudumladıkça ısınacağız sonra.. her küfürde biraz daha.. vay ansını ya.. otuz dediler bana!


                                                                                                                                            

günün bilgisi: tarihte ilk doğum günü kutlaması m.ö 3000'lerde mısırda firavun için düzenlenmiştir.. günün şerefine köleler azad ediliyordu..
günün şarkısı: Mirkelam & Kargo - Yollar

Çarşamba, Mart 23, 2016

Yalnızız - Peyami Safa


sahhaf günlerimden kalma bir kitap.. tozlanmış raflarda okunma sırasını bekliyordu.. 1971 basımı.. üstelik ilk baskısı.. o şeker aromalı, çürümüş kağıt kokusu buram buram.. genzinizi yakacak cinsten..

kitap günümüzün yozlaşmış, çelişkili iç hesaplaşmalarına da ışık tutuyor.. romandaki karakterler senden, benden.. bizden..

bugünkü şartlar düşünüldüğünde, namus kavramının çokta değişmediğini görüyoruz.. samim karakteriyle iç hesaplaşmaları eşliğinde kendisine vicdani bir yol çizmeye çalışan bir insan ele alınırken, meral karakteri ikilemlerle dolu bir hayatı resmetmektedir.. bazen bedeni zevkleri uğruna hayasızlığın en dibine dalarken, bazen de bi çocuk kadar masum kalabilmektedir..

bugün dini ve kültürel yozlaşmalar eşliğinde kendisine yeni bir inanç ortaya çıkartan bir nesille karşı karşıyayız.. meral karakterinde olduğu gibi en hayasız duygular sıradanlaşarak normalleşirken, aptallık diye nitelendirebileceğimiz birçok davranış çocuk edasında masumane bir hale bürünmektedir.. insanlar yalnızlar.. kalabalık içinde yapayanlız.. beton duvarlara sığınmış, perdelerin arkasında sessizce ölümü beklemektedirler.. dış dünyaya karşı son derece renkli bir hayat belirtileri sunarken, iç dünyaları tamamen enkaza dönüşmektedir..

peyami safa'nın okuduğum ilk eseridir ve kesinlikle son olmayacak.. iç hesaplaşmalarla dolu pasajlar içinde kayboluyorsunuz.. bazen kendinizden tiksinirken, bazen de halinize şükrediyorsunuz.. 

ayracıma takılanları sunarak uzaklaşıyor ve esenlikler diliyorum :)
  • Bir şeyde her şey vardır. | s.19
  • Her caninin içinde temiz bir dünya vardır. | s.35
  • Tahsil denilen şey, hayatımızda on beş senden dazla süren bir hastalıktır ve mektepten kaçmaktan başka ilacı yoktur. | s.50
  • Her sıkıntı bir isyan hazırlığıdır. Ruhta başlayan bu hazırlık vücudun hastalanması şeklinde organik bir isyana çevrilir. | s.85
  • İnsanın en kolay aldatabildiği budala kendisidir. | s.116
  • Bilmek için bigi kâfi değildir, anlamak da lâzımdır. | s.158
  • Dünyasından memnun olmayanlar  birbirlerine benzerler.  |s.216
  • En çirkin merhamet, hedefini şaşırandır. | s.261
  • Mücadelesiz ve eziyetsiz bir zaferin değeri yoktur. | s.272
  • Eğer güzellerin vücutlarında göz ısırıkları iz bıraksaydı, bütün yüzleri, boyunları, bacakları, ayakları çürük içinde kalırdı. | s.302
  • Kadınlar deve kuşuna benzerler. Sakladıkları şey, kumların içine soktukları başlarıdır. Her tarafları meydanda kalır. | s.304
  • Hayranlık mâğlup olmuş bir kıskançlıktır. | s.314
  • Kendi kendimden nefretimin çevrelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızım. | s.423
  • Büyük kalabalıkların ortasında, insan denilen sosyal mâhluk, kendi... Kendi iç dünyasının mahbusu halinde, şifasız bir yalnızlığa mahkûm. | s.445


                                                                                                                                            

günün bilgisi: peyami safa; server bedi mahlasını kullanarak yazın hayatında varlığını sürdürmüştür.

Salı, Mart 08, 2016

ömrüne bereket minik..



bugün minik'in doğum yıl dönümü.. benim mor civcivimin.. 

yeryüzünün çamuru saflıkla karılmış en minik'i.. kötülük nedameti yürek çeperlerinden fersahlarca uzakta.. herkesi kendisi gibi bilen, hayalperest.. tipik bir balık burcu..

çoktan az, biraz kıskanç.. huysuzluk gırla.. manasız serzenişleri, melankolik nidaları, çabuk soğuyan öfkesiyle tam bi' minik.. benim minik'im.. 

bugün beraber kutladığımız dördüncü doğum yıl dönümü.. daha nice mutlu yıllara.. ömrüne bereket minik :*

                                                                                                    

günün bilgisiminik; sevgili eşimdir.. 2012 yılından beri devam eden birlikteliğimizi 2014 'te evlilikle taçlandırdık..




?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..