Çarşamba, Eylül 18, 2013

uykusuzluk..


..

sağa dönüyorum olmuyor.. 

soluma hiç yatamıyorum zaten.. boşuna döndermeyin o tarafa.. 

yüzükoyun seriliyorum ara-dere.. nefesim, beyinimin kıvrımlarından sekerek dörtnala horultuya dönüşüyor.. uyuyamıyorum..

neden sonra s.king amcamın uykusuzluk romanı geliyor aklıma.. iyice debeleniyorum.. afakanlar, ecinler, osuruklar ve sonunda da umacılar bastırıyor.. duvara bir tırmık atıp sırtüstü seriliyorum bu defa..

..taksim tünelinden bozma duvar saati de kıpır kıpır bu akşam.. off olmuyor.. gözüm, sanki kibrit tutturulmuş gibi dimağıma basıyor ateşi.. uyuyamıyorum..

..sendeleyerek ayağa kalkıp odaları arşınlıyorum.. evde inceden karbon edasında derin rem uykuları.. bilmem kaçıncı evredeler.. kıçlarında pireler uçuşuyor yani.. kıskanıp dönüyorum; soluma hiç yatamadığım, sağ tarafına küstüğüm yatağıma.. sağımda duvar var da.. dargınız bu ara.. sus pus bana bakıyor sadece.. 

* * * * *

size osuruktan ama fiyakalı bir yazıyla tekrar merhaba deyip, ezan eşliğinde uyumaya gidiyorum canlar.. bildiğin yazıyorum işte tekrar.. hem de bol kinayeli bol osuruklu.. bol bol da saçmalamalı.. anladığından çok daha özü, basiti.. üstüne, hep görüp de fark edemediğiniz burnumu da karıştırıyorum.. evet evet.. pisliğim..

eeeh.. işte döndüm ben.. burdayım.. uyku tutmadıydı.. sanırım esniyorum.. merhaba sucuklu armut!

                                                                                                                     

günün bilgisi: plasebo etkisi; bu terim tıpta kullanılmaktadır.. hastanın alakasız bir ilacı, kendisini tedavi edeceğine inanarak kullanması ve neticede iyileşmesi sürecidir.. dilim döndüğünce şöyle açıklayayım; farzedin ki siz felaket derecede hastasınız ve biliyoruz ki bu hastalığınızın dermanı yok.. tıbbi olarak tüm çareler denenmiş ancak durumunuz umutsuz vaka.. ben doktorunuz olarak bir tarafımdan bir ilaç uyduruyorum ve sizi bu ilacın iyileştireceğine dair bir dünya edebiyat parçlayıp sizi ikna ediyorum.. ve siz gayet tabii inançlı bir şekilde size verdiğim ama sizin haberinizin olmadığı güzelim portakal şekerini su eşliğinde mideye indiriyorsunuz.. size verdiğim bir portakal şekeriydi.. ancak siz o kadar inandınız ki bu durum siz farkında bile omadan sizi tedavi etti.. bakınız plasebo etkisi :)

günün şarkısı: Placebo - Pure Morning

Salı, Mayıs 28, 2013

chiral..


.. derin bir foşurtu.. deliliği yankılanıyor zihninde..

başı çatlayacakmış gibi.. gözlerini açamıyor.. elleri, başının boğumlarını boğazlamakla meşgul..

kara perdelerini sıkıca bağlayıp inkâra devam ediyor baharı.. burnunda mayıs'ın iniltileri.. kulağında aynı ezgi..

tırım tırıım tırrı tırr..

susuz, dili köpükten saçmalıyor.. bedeni afet üstüne afet bindirirken, son tuğlayı dik tutmaya çabalıyor.. kuru inat.. üstüne, ziyanın debisi yükseldi.. sular aldı götürdü içi gülazâr-ı.. lebleri dil-i ruşên oldu.. ne diyorum len ben.. ıhım..

tırım tırrıım tırrı tırr..

küspe kedi.. kenarda kilimi tırmalıyor.. odada yankılanan tek efekt bu.. içerisi rönasanstan kalma bir şato karanlığında.. kedinin gözleri en az eşek gözü kadar parlak.. hatta daha da fazlası.. parlak işte bee..

bizim robin, ağır başından elini çekiyor çaresiz.. çok aldı yüreğinden başına.. ne fakire yetti ne de zengini düdükledi.. aynı teyyareye pervane sallayıp caz makamına bağladı.. elinden arda kalanlar sulu sepken boşalıyor şimdi avurtlarına sızana dek.. suratı biçimsiz.. afetlerin yorgunluğu dolduruyor yüzünün boşluklarını..

bir kibrit çakıyor dumanı savurarak.. karanlık griye boyanıyor neden sonra.. uzanıyor ense köküne yaslanarak..

..

günler günlerin ardından..

yitip gidiyor içinde erittiğinin buharı.. eline aldığı ağaçtan bozma bir karıştırıcıyla çiçek diplerini açıyor şimdi.. yabancı otları ayıklıyor.. bahar filizlenip buram buram çiçek kokacak..

yiten her şeyi ardında bırakıp yola çıkma zamanı.. yüreğinin debisi çekilene dek çantası emektar cemil tekar yamanıp yollara düşülecek.. her şey bekler.. yol da bekler.. ama cemil beklemez.. merhaba cemil!

                                                                                                                      

günün bilgisi: chiral; latince anlamı el olan bu kelime, birbirinin aynadaki görüntüsü olan şeyleri ifade etmek için daha çok kimya'da kullanılmaktadır.. en bilinen örneği ellerimizdir.. sağ ve sol ellerimizi birbirinin üzerine getirdiğimizde aynı olmadıkları halde birbirlerinin aynadaki görünümleri olduklarını anlarız.. 

günün şarkısı: Anastacia - Sick and Tired

Perşembe, Şubat 07, 2013

sencileyin..


duramıyor zaman denen o sığ kavramın içinde düşüncelerimiz.. ele avuca sığamıyor üstelik.. bazen bir gökdelenin zembillerine tutunarak zemine çakılıyor.. bazen de rüzgarla cebelleşen kelebekler gibi en ucuna..

şimdi ayaklarımı uzatsam, sayfaları gıcırdayan kitaplara yumulsam diyorum hani.. içim gıcıklanıveriyor.. neden sonra boş veriyorum.. nasılsa yarın okurum!

şu köşedeki simitçiye kadar gidip de bir simit-çay yapamıyorum uzun zamandır.. ev daha yakın geliyor mesela.. yol gözümde büyüyor.. boş veriyorum.. çaya ekmek banıyorum..

ben ben olamıyorum çoğu zaman.. çişeleyen yağmura karışıp gidiyor kelebeğimin renkleri..

                                                                                                                      

günün bilgisi: nirvana; sanskrit dilinde "dışarı" anlamına gelen "nir" ve "esmek, üflemek, nefes vermek" anlamındaki "va" sözcüklerinden türetilmiş olup, doğu literatüründe ve mistizminde manevi kurtuluşu belirtmektedir.. tam olarak sözcük anlamına bakıldığında karşımıza; "dışarı esmiş", "dışarıya üflemiş" çıkmaktadır..
günün şarkısı: Birsen Tezer - Ne Tuhaf

?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..