Çarşamba, Eylül 21, 2011

e harfinin teranesi..


zamanın spiralinde arşınlanmıştı aliye rona'ya inat çerçeveleri.. bu sefer yalnız değildir çerçevesiyle bir başına.. ona eşlik eden bozuk bir el feneri ve de sırtandaki delik çuval bulunmaktadır.. üstelik ninesinden bozma parizyen çorabını sırmalamışken yüzüne!

..derken hırsız tokayı denk getirerek kirişi kırdı sonunda ve sessizce ilerlemeye başladı sayfaların arasında..

her an üzerinde gezindiği kelimelere takılıp düşme tehlikesine karşın bozuk fener tetikteydi.. iştahla bakınırken, çuvalında bir harflik yer olduğunu anımsadı.. ne çok harf, ne çok kelime, ne çok cümle vardı.. acaba hangi harfe yelken açsa mutluluk kokusu duyabilir, hırsızlığı daha geç fark edilebilirdi.

ilk harften başladı eşelemeye.. A harfi, "aba" altından sopasını gösterdi beceriksiz hırlıya.. neden sonra "abazan" iştahıyla debelenen hırsıza dönerek "acilen" sayfalarını terk etmesini "alenen" salık verdi.. hırsız, ilk harfle girdiği "ağız dalaşı"ndan hiç hoşlanmadı ve "aşk"ı "aşıp" "at"ı alarak "aheste aheste" "B"ye doğru ilerledi...

B'de "baba" karşıladı hırsızı.. tehditkâr edalarla "babafingo"ya uğurladı kuşları!.. ardından "badikleye badikleye" defolmasına ricacı oldu! hırsız, "baba"dan gelen bu öneriyi! "boş bulunarak" kabul etti ve "böcek" iniltilerinin kol gezdiği "böğürtlen" dikenlerini aşarak "bürgü"ye dolandı ve "C"ye doğru yol aldı inceden...

C'ye çuvalındaki takırtıları dinleyerek ulaştı.. üstelik yorgunluk da bu işin "caba"sıydı..  A ve B'de aradığı bir "cacık"ı bulamayan hırsızın karşısına ne "cadı"lar ne "cadaloz"lar çıktıysa da pes etmeden ilerlemeye devam etti.. derken aniden bir "canavar" çıktı karşısına ve "cansiperane" savaştı onunla.. "cemaziyülevvel"ini bildiği bu "cırcırböceği" gibi öten sözcüklerden yakasını kurtarmaya çalışarak, "cin" olmadan adam çarpabilirdi.. nihayetinde, "cilve", "cümbüş", "cüzzam" derken "Ç"nin karşısında buldu kendisini..

"çaba"ları boşa gitmemiş, "çarçabuk" C'den uzaklaşarak yeni yeni çiçek veren "çağla"ları dişleyerek "çal"acağı harfe yaklaştığını hissetmişti.. bu yüzden sözcüklerle "çene çalmak"ı keserek, "çeşmi bülbül"lerin zerafetinde "çırılçıplak" ilerledi.. "çuval"ındaki "çürümüş" sedefeler eşliğinde "D"nin dibinde alındı soluk...

D'ye "dadanan" sözcükler neredeyse yakalanmasına yol açacaktı.. acaba D'yi mi hacılasaydı!.. bu seferde "dalgınlık"la "dalkavuk"ların pençesine düşebilirdi.. acaba D'yi çalsa, "dargınlık"lar sona erer, "değerbilmez"lerin maskeleri düşermiydi.. "delicesine" istiyordu sözlükten bir harfi çalabilmeyi!.. bu sebepten uzunca bir süre D'ye "demir" atsada sonunda "dikiş" tutturamayarak "düşler" içinde "düzensiz"ce "E"ye uğurlandı...

E'de "ebedi" dinginlikle karşılandı.. nitekim "ebedi uyku"su tez vakitte limana uğrayabilir, bozuk "el feneri"ni yakalabilirdi.. anıların süzgeçe takılan tortuları "elenme"liydi.. "emeklenen" yollar belki tekrar "endaze"lenmeli, belki de "enfiye" melankolisinde tekrar motor denmeliydi.

"E" harfine defalarca el uzatan hırsız, hiç bir "eza"duymadan, bir "ezan vakti"nde E'yi sözlükten koparıp torbasına hacıladı..

                                            *  *  *  *  *

fransız yazar georges perec, hiç "e" harfi kullanmadan "la disparition - kayboluş" adlı romanını yazmıştır.. işin ilginç yanı yine hiç "e" harfi kullanılmadan türkçe'ye çevirisi yapılmıştır.. yazar bu durumun kendisini bir hayli sıkıntıya soktuğunu söylerken, çeviren şahsiyet; sen, ben ve -ken gibi kelime ve ekleri kullanamamak insanı bir hayli zorluyor demiş! fransız yazar, kelime haznesinde % 35-40 oranında bir daralma olduğunu vurgularken, türkçe'ye çevirisindede bu oran o kadar olmasa da %25'i bulmuştur.. anlaşılan fransızlar "e"yi bizden daha çok seviyorlar..

                                            *  *  *  *  *

ve ben, hâlâ bu kitabı ele geçiremedim.. neresinden bakarsanız bakın 1 seneyi geçmiş şu yazıyı okumayalı!.. daha önce kitabı okuyup paylaşma isteğimi dile getirmekle birlikte en azından yeniden alevlensin istedim kitap merasimimin..


                                                                                                                                           

not: ilk yayın tarihi 11 haziran 2010 olmakla birlikte, yeniden düzenlenmiştir..
günün bilgisi: naakaller; atatürk'ün kayıp mu adası'yla olan meramı bir çoğunuzun hatırındadır.. işte bu mu'lularda dini öğretmekle yükümlü kişilere verilen isimdir naakaller.. ayrıca mu'luların sembolizme dayanan inançlarındaki temel unsur, sürekli olarak yeniden doğmak ve yaratıcının tek olmasıymış..
günü şarkısı: mirkelam - ah bir joker

5 yorum:

  1. fransızların böyle saçma sapan fantazileri var.. bizzat deneyimliyorum an itibariyla.. adamlar hiç bir harfi telafüz etmeden konuşmaya çalşıyorlar :D

    YanıtlaSil
  2. [lady on the roof] :D:D gene onlar bir nebzeye kadar tahammül edilebilirler.. ya inglizce konuşmaya çabalayan bir fransıza ne demeli.. -ay sink zis.. sööö.. ııı yeess.. senk yu! -jö vuz anpri :F

    YanıtlaSil
  3. hamburger demelerine şahit olman lazım :))

    YanıtlaSil
  4. [lady on the roof] tahmin edebiliyorum :p en iyisi kendilerine münhasır çevrelerinde aylak aylak gezinler.. hiç ilişmemek lazım :))

    YanıtlaSil
  5. Merhaba, bloğunuz çok güzel,çok beğendim. Ben de sizi kendi bloğuma beklerim!:)
    www.LensMarket.Com

    YanıtlaSil

yok mu 0.7 ucu olan?

hiç fark etmez aslında 0,5 yada 0.9 olması..

orta kara olsun diye 0.7..

şayet kalem traşınız varsa, o da fena derecede iş görür :)

neyse işte, korkma.. yaklaş!..

?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..