Perşembe, Ekim 27, 2011

z raporu..

 
gün akşam olmak üzere.. bugün gözlerim saatte asılı kaldı hep.. şu tiktaklar bir an önce biter ümidiyle son bir nefes alıyorum..

hava çok karamsar.. yağsa, içini dökse rahatlayacaktı halbuki.. ama inatla direniyor.. ne olur ne olmaz kabilinden yağmurluğu yedeğime alıp mesaiyle vedalaşıyorum koşar adımlarla.. 

köşedeki dürümcüyü arıyor gözlerim kendiliğinden.. yerinde yok.. açlık içimde yankılanıp eziliyor bir köşede..
şehre yeni yeni akın eden turistlerin telaşlı adımları çıkıyor karşıma dikilitaş'a yaklaşırken.. tepesine yakın bir karga figürü, bakıyor suratıma kızgın kızgın.. yüzümü çevirip tramvay'a doğru yol alıyorum inceden.. 

akbili terk edeli çok geçmedi ama insan özlüyor be!.. sesi bile bir başkaydı.. 

buhar deryasına dönen tramvay tıslayarak duruyor.. her zaman olduğu gibi gene kapıyı denk getiremedim!.. ite kaka, silme yapıştım camın önüne.. çeberlitaş.. beyazıt.. aksaray.. cevizlibağ derken buhar çekilmeye başlıyor .. sonunda güzel bir kızın yanımda oturduğunu farkedebiliyorum :)

artık zetinburnu'ndayız.. kafamdaki bütün osuruk nağmeleri son bulmak üzere.. yurdum insanını inceden süzmeye başlayabiliyorum.. şu, sol taraftaki kızlar, liseye gidiyor olmalılar.. birisi sürekli mesajlaşıp duruyor.. parmak kanseri diyor madam zorro bunlara.. 

herkesin suratına belli berlirsiz bir sıkıntı çöreklenmiş.. bir noktaya kilitlenmiş ineceği yeri bekliyorlar.. hiç kimse göz göze gelmek istemiyor.. neler saklıdır halbuse bir çift gözün ardına kadar sindiği suretlerde..

ayakta, yekten ufacık bir kız çocuğu.. saçları iki sırım sarılmış, börtü-böcek tokalı.. annesinin tahminen yeni aldığı bir oyuncağı kurcalıyor.. zaman zaman verdiği efektlerle, donuklaşan bakışlara tebessüm kazandırıyor.. kısa bir sessizlikten sonra çocuk yere oturdu ve başladı sedyik sedyik diye mırıldanmaya.. kaygan r'ler eşliğinde bir an da herkesin sesli gülümsemesine vesile oluyordu.. 

gülmeye/güldürmeye ne kadar da ihtiyacı var insanlığımızın.. özellikle de şu zaman dilimi içinde.. kin ve nefretin ağız dolusu kusulduğu insanlığımız, henüz can çekişirken, küçücük ellerin tebessümünde gizleniyor..

ve son durak.. biraz evvel yolları kesişen kaçamak bakışlar, başlarını eğerek hızlıca ilerliyor.. yol boyunca ardı sıra geldiğine inanıyor hep.. geriye bakıp bakmama konusunda her zaman olduğu gibi tereddütte.. bir ara omuzu üstünden geriye doğru baktığında, gene boşuna kuruntu yaptının farkına varıyor..

                                                                                                                                           

günün blgisi: cedric; belçikalı karikatürist raoul cauvin tarafından yaratılan bir çizgi film karakteridir.. ilk olarak fransa'da yayınlanmış ve ardın da dünyanın genelinde sevilen bir çizgi film haline gelmiştir.. cedric 8 yaşındadır ve hep öyle kalacaktır :)
günün şarkısı: Selva Erdener - Sabahın Seherinde

Cumartesi, Ekim 22, 2011

misket..


bir berduş..

nasırdan hissiyatını kaybeden parmaklarını gezdirdi, sakalları ardına gizlenen yaralarında.. tütünden sararmış sakalları parıldıyordu.. yüzünü unutalı asırlar geçmişti sanki..

son yudumunu aldığı şişesini bir kenara fırlattı ve bir köşeye yaslanarak gözleri çıkacakmışçasına öksürüp durdu.. neden sonra güçlükle doğruldu ve yalpalayarak ilerledi şehrin karanlık silüetinde..

uzunca bir süredir ayaklarının vahametine bırakıyordu gidilecek istikâmeti.. zira ayakları pek de yabancı değildi arnavut kaldırımlarının döşendiği yollara..

ara ara vediği öksürük molalarından sonra usulca sokuldu battaniyelerini altına gizlediği bankına.. havada da ne çok yıldız vardı bu akşam.. sırtüstü uzandı ve başladı avare salınan yıldızları seyretmeye..

...gözleri dalar gibi olsa da yüzüne savrulan damlacıklarla bölündü sıcaklığı.. yağmur damlalarını misketlere benzetirdi hep.. envai renkte parıldayıp dururlardı, minicik avuçların çizgilerinde..

zamanın sonsuzluğunda derinleşen çizgilerde yol alıp durdu misketler.. bazen ışık saçarak bazen de karanlığa uyanarak..

gizinde bir yerlerde, o renk cümbüşünün hep varolduğuna inandı..

                                                                                                                                                              

günün bilgisisealand; yer yüzündeki en küçük ülkenin ismidir.. 1967 yılında roy bates tarafından kurulan bu ülkenin hukuki durumu halen tartırşmalı durumdadır.. kktc ile bir maç bile yapmışlardır! hee bu arada bu minicik ülkede bir kez darbe girişimi bile olmuştur!. dünyanın en küçük ülkesinin ilginç öyküsünü okumak isterseniz lütfen buradan bir bakınız.. ve de ülkenin fotoğrafları için buradan..
günün şarkısı: Redd - Küçük Bir Çocukken

Cumartesi, Ekim 08, 2011

Peter Willey - Alamut Kalesi


bu kitap okur hayatımdaki en tatsız tuzsuz kitaptı diyebilirim.. yaklaşık dört ayda bitirebilmemin temel nedeni budur!

aslında orjinal adı "Alamut: Fedailerin Kalesi" olan kitabı okumaktı niyetim.. ancak okuduğum kitabın üzerindeki "Alamut Kalesi" olarak görünen ibare, beni asıl kitap olduğu yönünde hataya düşmeye sevk etti.. ve nitekim kitabın biraz ilerlemesinden sonra durumu çakozlasamda, başlanılan kitabı bitirmek gibi kötü huylarım olduğu için bitirene kadar işkence çektim!

kitap ingiltere'den başlayıp iran'a kadar haşhaşi kalelerini araştırmak üzere gelen bir ingiliz arkelog ve arkadaşlarının "resmen" anılarının anlatıldığı bir gezi yazısıdır..

kitap bazı bölümlerinde içine çekmedi değil!.. özellikle iran'ın sıradan insanlarının yaşantılarını konu edindiği bölümlerde anadolu'dan ahmet amca, fatma nine geliyor gözünüzün önüne.. aslında dağ köylerinin dünyanın her yerinde ortak kaderi paylaştığını yakalıyorsunuz..

ayrıca kitapta yer alan bir çok teknik ayrıntıyı okumak zorunda kalmak inanılmaz derecede ruhunuzun osuruklanmasına neden oluyor.. yok iki kule arasında şu kadar mesafe varken kalenin uzunluğu da bu kadardır.. ayrıcaaa.. dur daha bitmedi!.. iş bu bölgede yapılan kazılarda bulunan çanak çömlek bilmem ne zıkkım döneminden kalma olabilir ya da yanılabiliriz!.. belki de köylüler de unutmuş olabilirler!.. 

ancak neresinden bakarsanız bakın, bu kitaptan aklımda kalan sadece bir kaç özlü söz ve de yıllardır içimde gebertemediğim arkeoloji meramımı yeniden harlamış olmasıdır..

kısacası kitap faciaya yakın derecede osuruktan.. kitaba 10 üzerinden 3 veriyor ve ayracıma takılanları vererek uzaklaşmak istiyorum!.. esen kalın :)

 
  • "Her yolculuğun kendi diş çıkarma bunalımı vardır." | s.31
  • "Bir insanın kendi başarısına değer biçmesi her zaman zor olmuştur, özellikle de gerçekleşme anında." | s. 170
  • "Dünyaya hükmeden ve kutsal olan şey güç değildir. Asıl hükmeden, insan duygularının sıcaklığı, arkadaşlık ve bir şeyleri yapıp devam ettiren insanlara duyulan saygıdır." | s.276






                                                                                                                                           


günün bilgisi: dünyadaki birbirine en yakın iki başkent; aralarından yalnızca kongo nehri geçen, demokratik kongo cumhuriyeti'nin başkenti kinşasa ile kongo cumhuriyeti'nin başkenti  brazzaville'dir.
günün şarkısı: Red Hot Chili Peppers - Snow (Hey Oh!)

?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..