Pazar, Nisan 18, 2010

Kırtasiyecilik - I

ah bu dünya neden böyle döner ki hep.. bebekler bile sıkılırken şekerle oynamaya.. hem neden şekerle avutulur ki bebeler zaten.. kalıplar hep kalıplar.. gene haluk amcadan dem vurucam.. nasıl da güzel demiş gene; "duvarlar hep duvarlar.. sıkıştım annemin rahminde"..

bırakmaz ki zihnine maydonoz eken domatesgiller.. neymiş efendim; öyle olmaz, öyle gidilmez, öyle yapılmaz.. bla bla bla.. uydurmasyon işleri hep.. kırtasiyeci zihnin ürünü bunlar.. ve bunlar öyle hayatın içinde ki, her an yakamızdalar.. sebepleri de hep aynı: " edep, erkan, nizam..." kime göre olacak bunlar .. hem kim demiş ilk de sonra kanıksamış bedenler.. hem neden hep aynı neden.. her kişisini muma bulayan, bu kalıplara da uyacak diye bi' inanış hem neden.. neden ki seçemez bebecik kendi mamasını.. neden sütlaç kavurmasına talim her ciyakladığında.. kırılırsa bardak kırılsın..altü üstü nazarı atar!.. hem neden nazar.. oda kim ola ki.. kemullahın yan komşusu mu ola ki.. bilemedim şimdi.. kırtasiyeci zihnin ürünleri birer birer raflarda yerini alırken biz kısa bi' gezintiye çıkalım caddelere.. bi' turlayalım bakalım.. nasılda iş başında hazır ve de nazır
kırtasiyeci kebapçılar, börekçiler.. ha yola çıkmadan üstüne kalın bi'şeyler de almayı unutma.. havanın güzelliğine aldanmamak lazım..  .. öle deme nan ya tutarsa.. pardon hava bozarsa.. tabi o da var, elinde tutkallanmış gibi gezdirmekte.. neyse kes tırıvırıyı aldım işte.. istersen şemsiyede alayım.. üsküdar'a giderken aldı da bi yağmur olur neme lazım!.. belki mendil felan atan olursa şemsiye tutarım, güneş değmesin kâhküllerine!.. tamam kes, ikile evi soğuttun.. lan dürzüye de bak.. dışarsı yanıyo ev soğumuşmuş.. hade çavbela.. ben biras kalem tıraş bakınayım!..

neyse indik yola kapıdan geçerek en gıcırtılı yerinde menteşerlerin.. buna da bi' çözüm bulmak lazım, en sonunda çıkarıp işiycem üstüne o olacak.. yazdan kalma bi' gün elimde mantoyla sallana sallana yürümek var kocaman kaldırımlarda.. bi' absürtlük varda daha çözemedim gibi.. neyse işte.. bakkal amcada çıkarmış kavunları karpuzları dışarı, kaldırımdan taşıyolar.. ulen kebapçıya gidecek halleri yokya gelip burdan alırlar zaten niye ki bu reklam kokan hareketler.. insanoğlu her gördüğüne parmak atan, pardon,  iç geçiren bi meret mi ola ki acaba bilemedim şimdi .. neyse kırtasiyeciler sokağına hoş geldin tabelasını geçeli çok olmuş! ulen minik kedinin bile huyu değişmiş baksana.. önünde kocaman balıklar var ve ne kadar aç olsa da birinin fırlatmasını bekliyo.. kedi olmak varmış.. kedi arkada bırakılır ve durağın dibinde bitilir hemen.. gezilmez buralarda.. aradığın bulunmuyor pek..

sokaktan çıkıp dünyaya dönmenin vakti gibi.. elde manto var tabi.. unuttum mu sandın.. yok düğme filan lazım değil kardeşim işim var hade hayırlı işler.. simit de istemiyorum, susamları dişlerimde kalıyor.. olur ya ansızın birini öpüverirsem rezil olmayalım! bu vakit hiç kana kana simit yiyememiştir millet.. hep dil çalışmıştır içerde sürekli camsil gibi :)

ahanda tabela.. -kırtasiyeciler dünyası.. hoş gelişler ola.. zaten simite de zam yapmışlar.. geçelim.. geçelim.. tabelanın gökkuşağında dalındı içeri en sinsi bakışlarla.. ulen bu turistlerin başka işi yokmu.. elinde bi çakma makine, pırt pırt çekiyorlar her yeri.. gören de picassonun neferi sanır bunları.. hem neden her taşla resim merakı insanların.. gördükleri yetmez o vakit.. sona bakıp içerlenmek gerek gibi.. belki 30 sene sonra..  ama neden bu günden sonraya yatırım yapar insanoğlu.. herkes bankacı mı ola ki acaba.. bugün yudumlamaz gördüğü birayı, depolamalı sabancıya inat..bırak şimdi şu içi pas tutmuş beyhudeleri.. sen işine bak.. ne arıyoduk.. hah.. kalem tıraş!.. pardon bakarmısınız.. (e bakıyorum zaten).. (ulan sıkıyosa yüzüme söyle).. ( yüzünde meymenet olsa)..( ulan dalıcam şimdi).. ne vardı.. şey burdan şuraya nasıl gidilir acep.. ordan geç git oraya.. sonra dön ordan oraya..hemen köşede.. ( hay aq biraz daha dönersek konyaya gelicem!) ha tamam saolasın bilader.. ( siittir lan süzük.. kaçırdık karıları senin yüzünden!).. vay arkadaş.. nerelere geldik böyle.. bu süzük yanlış mı anladı acep.. zaten tipinden belliydi.. hah geldik sonunda.. pardon merabalar (bu erkek milleti bi kız görmesin hemen kırpılır odunları). ( vay arkadaş ne güzlmişşisn sen öyle)..

 nasıl yardımcı olabilirim buyrun.. şeyy ee.. şey bakmıştımda sizde
bulunurmu acep.. nasıl bişey bakmıştınız.. şöyle şeyler.. ondan bundan.. hmmm şunlar var, işinize yarar mı?.. hmm bunlar değil.. oldu o zaman hayırlı işler size.. (bu kaçıncı böyle yaa.. sorduğu şeyi alan çıkarsa dişimi kırıcam.. hayır mı bıraktın dükkanda).. ..  .. amma da yoruldum arkadaş.. ayaklarıma kara sular çöktü.. havada kapandı iyicene.. üşüdüm mü ne.. he yaa mont! ulen iyi ki akıl ettim üstüme almayı.. şunlara bak nasıl da it gibi titriyorlar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yok mu 0.7 ucu olan?

hiç fark etmez aslında 0,5 yada 0.9 olması..

orta kara olsun diye 0.7..

şayet kalem traşınız varsa, o da fena derecede iş görür :)

neyse işte, korkma.. yaklaş!..

?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..