Çarşamba, Kasım 23, 2011

çekiç senfonisi..


haber geç geldiğinden insanların toparlanması vakit almıştı..

fısıldaşmalar hengamesinde debelenen kalabalığın önlerinde yatan kişiyle pek ilgilendikleri söylenemezdi..

aslından bu tür kalabalıkların insanları biraz daha hayatın anlamını kavramaya itmesi beklenirken, kimisi zamanın hızlılığından kimisi de hayatın pahalılığından dem vurup duruyordu..

bir süre sonra kalabalık etraflıca kendisine geldi ve merhum son yolculuğuna uğurlanmak üzere sessizce beklenilmeye başlandı.. 

imam, en öne geçerek son helallikleri istedi ve kılınan namazın ardından, vazifesini yerine getirmesi için tüm gözler tabutçuya çevrildi..

kısa bir süre sonra gereçleriyle beliren tabutçu, merhumun başına geldi.. son bir kez ailesi tarafından görülmesine müsade edilen merhumun çene bağını çözerek yavaşça tabutuna yerleştirdi.. 

tam insanlar yeniden konuşmaya hazırlanırlarken, çekicin, çivi üzerindeki o keskin sesi duyuldu.. çekiç vuruyor, vuruyor ve herşeyi dolduruyor; biraz duraklıyor ve sonra yeniden vuruyordu..

çekiç, tahtada ardarda yedi yara açıp uyuyan kerestenin uzun, hüzünlü sesini uyandırdı dağılan kalabalığın ardından..

                                                                                              

günün bilgisi: bermuda şeytan üçgeni'nin esrarı; gulf stream denen sıcak su akıntıları bu bölgeden yoğun bir şekilde geçmektedir.. tabanın aşırı derecede ısınması sonucunda burada bulunan tebeşir gazları erirler.. suyun yoğunluğundan daha hafif olan bu gazlar hızla yüzeye doğru yönelirler.. bu durumda herhangi bir gemi bu civardan geçecek olursa, bir kuyudan aşağıya düşer gibi hızla okyanusun dibine inecektir.. çünkü yoğunluğu düşen su, gemileri kaldırabilecek kuvvetin yanına dahi erişemez.. daha sonra gazın yoğunluğu azalıp su eski haline döndüğünde çoktan okyanusun dibini boylamış bulunan gemiden en ufak bir iz bile kalmaycaktır..
günün şarkısı: Mazhar Alason & Sami Özer - Bu Ne Biçim Hikâye Böyle

Çarşamba, Kasım 16, 2011

Çetin Agaşe - Nuh'un Üç-geni

 
bu adamı ve yazılarını seviyorum.. okuyucuda merak uyandıran ve içine çeken bir üsluba sahip.. kısacası okuyucuyu avucunun içinde tutabilmeyi başarıyor..

kitapta nuh tufanı teması işleniyor.. zaten başlı başına ilginç bir durum olan bu olay, yazarın romansı kalemiyle ayrı bir boyuta ulaşıyor.. 

nuh'un gemisi, ağrı dağı'nda mı yoksa cudi dağı'nda mı? sorusu hâla esrarını korumaktadır.. kitabın bu soru yelpazesinde geliştiğini belirtirek detaylarına girmek istemiyorum, adetim değildir.. zira okumak isteyenler önceden izlenmiş film durumuna düşmesinler..

kitap, bu tür konulara meraklı kimselerin kesinlikle okuması gereken bir kitap özelliği taşımakla birlikte, kitaba olan okuyucu puanım 10 üzerinde 9'dur.. yani, meraklı olmasan da okumalısın diyerek ayracıma takılan sözcüklere uzanıp iyi günler dilemek istiyorum :)

  • Dün, uzak gün evlat; geçmiş gün, yaşanmış gündür. Ayrı ayrı yaşanmışlıklara çok vakit harcanmamalı; kıytmetli olan, yakalanan şanslarda saklanmış paylaşılacaklardır. | s.25-135
  • Dünler, bazı şeylerin aydınlatılmasında yetersiz kaldığında, bu misyonu yarınlara devreder. | s.26
  • Önemli olan dikkattir; çünkü gerçekler ayrıtında küçük parçalar halinde bulunur, ama bundan daha önemlisi hafızadır... Unutulan gerçek, hiçbir anlam ifade etmez. | s.109



                                                                                                


günün bilgisi: nemrut'un hikayesi; nemrut bir gün ordusuyla yol alırken, askerlerine sinekler musallat olurlar.. kendi payesine ise topal bir sinek düşer!.. gel zaman git zaman, bu sinek nemrut'un beynine kadar ulaşarak kemirmeye başlar en loblu kısımlarından!.. nemrut bu duruma dayanamaz ve eline aldığı tokmakla kafasına vurarak onu kaçırmaya çalışır.. ve neticede tokmak altında kafası ezilerek ruhunu teslim eder ;)
günün şarkısı: Avril Lavigne - Fall to Pieces

Cuma, Kasım 11, 2011

11.11.11


aynı teraneleri okumaktan sıkıldınız demek.. ama pas geçmekte olmazdı bu fena derecede ilginç günü.. nitekim önümüzde sadece bir tane kaldı bunlardan.. hee dünya dönmeye devam ettikçe daha niceleri de olacaktır, velâkin pamuk bize çoktan tıkanır o vakte kadar..

nedir bu tip, yanyana dizilmiş sayıları özel yapan? sadece görünümleri mi yoksa onlara yüklenen anlamlar mı? belki de ikiside.. 

dünyanın sonuna ilişkin asırlardır kafa patlatıyor insanlar.. farz-ı misal, mayalar! adamlar zamanında takvim yapıp bir güzelde kullanmışlar.. ama o an için çook uzak gibi görünen 21 aralık 2012'ye kadar sürüyor takvimleri.. yani? ondan sonra heralde devamını yazmak için erinmişlerdir!.. orası ayrı bir mevzu olmakla birlikte, tarihler boyu dünyanın sonuyla ilişkilendirildi bu tarih.. kütlesi dünyaya çarpınca yok edebilecek boyutlardaki bir yıldızın dünyanın tam merkezine çarpacağından tutunda, sarı öküzün boynuzlarının bu dönemde çürüyeceğine dair bir çok rivayet var.. sarı öküz mü? şey len şey, hani bir inanca göre dünya öküzün iki boynuzunun arasında yer almaktadır ya!..

neyse işte bütün bu zırvalıkların 11.11.11 ile hiç bir ilişkisi yoktur.. sadece zaman bir gün daha ilerlemiş ve malum güne bir adım daha yaklaşılmıştır..

bizim gibi müslüman toplumlarda yetişen fıkıh ve hadis alimlerine göre, kıyametin kopması için nereden bakarsanız 260 yıl var.. bütün alametler olucakta filan da falan da.. bir çok sahih hadise göre, güneş bugün tersinden doğmuş olsa bile kıyamet 120 yıl sonra kopacaktır.. (bir ara daha detaylı gireriz bu konuya:)

ben niye bu konulara girdiysem! geçen yıl 10.10.10'da mayalara girişmişim, sanırım ondan mütevellit akış böyle oldu.. neyse işte, bugün evlenen barklanan, gününü anlamlı kılamaya çalışan, hatta ve hatta çocuğu bugün doğmuş olsun diye sezeryan yaptıranların allah niyetlerini kabul etsin.. ne diyelim başka!  başkasını bir yıl öncesinde söylemişiz gerçi ki; "ne iştir ulen bunlar.. millet neyin derdine düşmüş.. özel günler, özel haftalar.. yerli malı haftasına kakakola sızdırmalar filan.. ulen hakketen çivisi çıktı bu dünyanın.. bari birkaç yüzyıl daha sıkalımda dişimizi, ışınlanırız nasılsa bir başka foseptiğe.."

sevgili 11'i inceden uğurlarken mayagil amcamların karabasan aralığına doğru inceden yol alıyoruz.. tabii ki 12'ye de uğramak kaidesiyle.. esen kalın :)

                                                                                                    

günün bilgisi: rafizilik; islâmiyet temelde sünnilik ve şiilik olmak üzere 2 temel kola ayrılmıştır.. şiiliğin 21 kolundan birisidir rafizilik.. rafiziliği diğerlerinden ayıran temel unsur, halifelik meseleleri sebebiyle, hz ebubekir ve hz ömer'i sevmemeleridir..
günün şarkısı:Simon&Garfunkel - April Come She Will

resim: indigo dergisi

Perşembe, Kasım 10, 2011

1881-193∞


Ölümünün 73. yılında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıla anıyoruz..

                                                                                                                                         

günün bilgisi: norveççe'de "atatürk gibi düşünmek" diye bir deyimin bulunduğunu biliyor muydunuz? norveçliler bu deyimi; içinden çıkılması olanaksız gibi görünen durumlarda, mutlaka bir çıkış yolu olabileceğine dair bir anlam yüklemek için kullanıyorlarmış.. norveççe, öğrenilmesi çok zor olarak kabul edilen bir dil grubuna aittir.. ayrıca, norveçlilerin kendi aralarında bile, bir hayli zor anlaşabildikleri öteden beri bilinen bir gerçektir.. hâl böyleyken, bu deyimin norveççe'de bulunması gerçekten değişik bir duygu:)

Pazar, Kasım 06, 2011

Garcia Marquez - Yaprak Fırtınası


yaprak fırtınası.. altı küçük hikayeden oluşan bu kitap, farklı bir yazım diliyle tanışmanızı sağlıyor.. 

her paragrafta, o paragrafta yer alan, ana karakterin ağzıyla anlatım yapılıyor.. misal, ilk pragraf ali'nin ağzından anlatılmışken ikinci paragrafta veli çıkıyor karşınıza.. ve bütün kitap bu şekilde sürüp gidiyor.. ve siz paragraflar ardında kitabın sonuna uzanırken çokta birşey kalmıyor aklınızda!..

evet, olayın en sıkıcı ve zorlayıcı kısmı burasıydı!.. kitabı okuyup bitirdim ama hangi karakter, ne yaptı? sorusunu sorunca hiçbir cevap veremiyorum!.. ne yazıkki bütün kitap birinci tekil şahıs diliyle kaleme alındığı ya da çevrildiği için olayları çok zor bir şekilde birleştirebiliyorsunuz.. 

kitapta ne anlatıldığıyla ilgili söyleyebileceklerim sadece bir cümleden ibareattir: misafirlik dediğin kısa solukludur.. fazlası yüzsüzlüğün en alâsıdır.. haa bir de arkadaşlarımızı iyi seçelim!..

bu kitaba okuyucu notum 10 üzerinden 4 olmakla birlikte, okunmaması çok da büyük bir kayıp değildir manasına gelir..

ve şimdi, herkese iyi bayramlar dilemekle birlikte, ayracıma takılanları verip daha angusların peşinde koşturacağımı belirtmek isterim.. tekrar iyi bayramlar :)

  • Kokuşuncaya dek, bir ölünün ölü olduğundan emin olamayız. | s.19
  • Kimseye benzediğini sanmıyorum, yalnızca benzediği o kişiyle düpedüz aynı. | s.39
  • Zamanın geçtiğini ancak birşeyler devinince anlayabiliyorsunuz. | s.47
  • Saat, yeni gelen dakikanın ucunda bir kez daha ölecektir. | s.47
  • Aşık olmaya başladığını anlayan bir adamın gizi; gözlerinize asla bakamamasıdır. | s.56
  • İnsan bir işe kalkıştığında ne yaptığını bilir. Eğer birşey ters giderse, bu beklenmedik, insan gücünün ötesinde birşeydir. | s.75
  • Olacak birşeyler varsa, bundan kaçınılmaz. Tıpkı takvimlerin önceden bildirdikleri gibi. | s.91
  • Mutluluk, bir zorunluluk değildir. Sadece bir tavsiyedir. | s.133
  • Ölüm, bir ziyaretten başka birşey değildir. | s.138
                                                                                                                                          

günün bilgisi: körler ülkesi; efsaneye göre günümüzde kadıköy olarak bilinenen yerin adıdır.. efsane bu ya; megaryalı bizans, topluluğla birlikte yaşanılacak yer aramak amacıyla hicret işine girişirler.. delf kahinine danışan megaryalı "ülkeni körler ülkesi'nin tam karşısına kur" diye nasihatını alır.. aylarca süren yolculuğun ardından sarayburnu'na kadar gelen ve dinlenmeye çekilen megaryalı, kadıköy civarını seyretmeye başlar.. sarayburnu yeşillikler içindedir ve kadıköy boz, çorak bir yapılanmadan ibarettir.. ülkelerini bulundukları yer yerine kadıköy'e kuran bu insanlara hayıflanan megaryalı sonra  kahinin sözlerini hatırlar ve ülkesini kadıköy'ün tam karşısına kurmaya karar verir.. ve ülkesini sarayburunu civarına, yedi tepeye yayılacak şekilde kurar ve adı da kurucusundan esinlenilerek bizans olarak kalır..
günün şarkısı: Yeni Türkü - Eksik Bir Şey

resim: luis royo

?

Fotoğrafım
İstanbul, Tokat, Turkey
ben sezer; klasik uygulamalı, güdüsel bir hamle sonucu, anında dünyaya gelip, henüz olunmayan bir pratiğe zorunlu olarak itilmiş, nüfusa ilave bir insan..